Falih Rıfkı Atay, Filistin’i kaybetmemiz ve Zeytindağı’nın da elimizden çıkmasından kırk yıl sonra bir görev sebebiyle Cemal Paşanın karargahına yani Zeytindağı’na gider. Burada yaşadığı anılarını ve olayları anlatır. Kahraman Türk askerlerinin çölü ve Arapları canları pahasına nasıl savunduğunu anlatır. Arapları yermeden büsbütün gördüğünü yazacak kadar nesneldir. Fakat kitabı okuduğunuzda şahsınızda Araplara karşı bir soğuma olduğunu göreceksiniz. Zira bir yanda Arap kültürü ve bir yanda Anadolu’nun kültürü, ikisi birbirine kıyaslanamayacak kadar uzaktırlar. Bu gün Arapların dinlerinin imanlarının para olduğunu görmek için illaki bir teknolojiye ihtiyacımızın olmadığını görmemiz için bu eserden faydalanabiliriz zira Falih Rıfkı bizzat kendisi de bazı Arap kabilelerin dini imanı Allah’tan önce gelir der. Bunları kulaktan dolmayla değil en başta dediğim gibi bölgede bizzat görür. Hatta bazı Araplara “Türk müsünüz?” diye sorulduğunda “estağfirullah” sözünü işittiğini söyler.

zeytindağıKitabın ilk bölümlerinde ittihat ve terakki’den bahseder. Rahmetli Cemal ve Enver Paşaların bir hayalcilik uğruna yola koyulduğundan üzüntüyle bahseder. Enver Paşa Sarıkamış’ta, Cemal Paşa ise Kanal Cephesinde bir hayal uğruna Anadolu’nun yavrularını feda etmişlerdir diye düşünür.

Kısaca tavsiye etmek gerekirse:

Osmanlı’nın son günlerinden, Cumhuriyetin ilk yıllarına uzanışı izleyebileceğiniz bir eserdir.

Bu eser yani Zeytindağı, her idealist, düşünür bir Türk gencinin okuma arzusunu tetikleyecek bir eserdir. Beyninizin pasını silecek ve üzerinizdeki ataleti yani ölü toprağını atacak bu eseri keyifle okuyacağınızdan eminim.

Leave a Reply