“Türk Sorunu ” kelimesini sık sık kullan biri haline geldim. Bunun sebebi ise bu kitabın gayet mantıklı bir şekilde, aslında kimsenin değil de burada esas sorun yaşayanların Türkler olduğunu anlatmasından ileri geliyor.

Ben İstanbul’da Şişli’de doğup büyüyen biriyim, bu açılım süreçlerinden evvel bizim oralar güzel bir yerdi diyebilirim ve ben Şişli’de tarihi bir semt olan Kurtuluş semti çocuğuyum. Benim semtimde sürekli otobüs durağı ateşe veriliyor ve yüzlerinde örtülü teröristler “biji biji” diye bağırıyorlar. Bunu niye diyorum çünkü bu kitapta bir konu beni derinden etkilemiş ve hani insanın dilinin ucunda bir şey olur da aklına gelmez diyemez ya işte onu dile getiriyor.

Türk otobüsleri yakılıyor, Türkler tedirgin yaşıyorlar…

Sevgili okurlar, Türkiye Cumhuriyeti dediğimiz Türk soyunun şu kutsal toprakları açılım denen bir yanlış politika ile öyle büyük bir kara deliğe dönüşüyor ki bu delik bizleri Kurtuluş savaşına doğru sürükler niteliktedir. Gürcistan’da Osetya nasıl ki Gürcistan’ın elinde patladı işte bizim de açılım sürecimiz aynı şekilde elimizde patlıyor.

Cumhuriyet’in getirmiş olduğu faziletler bir bir ortadan kalkmakta, kuruluş amacımızın hızla dışına doğru sürüklenmekteyiz. Ermeniler bir yandan Kürtler diğer yandan her türlü şiddete başvuruyorlarken bu kitapta da belirtildiği üzere Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi bir ırkçılık olarak görülüyor. Vatanını seven ve bu sebeple Türkçülük yapan gençler (buna bende dahil) ırkçı olarak nitelendirildikleri gibi camilerde Türkçülüğün günah olduğu fetvaları veriliyor.
Her türlü Milliyetçiliği ayaklar altına almanın getirdiği sonuçları bu gün Doğu’nun ateş altına gelmesiyle görüyoruz. Yanlış anlamayın, devlet doğuyu yakıyor demiyorum aksine hafif bile davranıyor, AB süreçleri bilmem ne hakları vs. ayağına, Doğu’da bir terör yapılanmasına müdahalenin geciktiğini yani yılanın başının küçükken ezilmesi gerektiğini söylüyorum.

türk sorunuTürk Milleti yüzlerce sene bir çok tehdit altında kalmıştır ve her defasında Allah oyunları bozmuş ve Türk Milletini içine düşmüş olduğu musibetlerden koruyup muhafaza etmiştir. Bu kitabın anlattığı da aslında budur. Ortada bir TÜRK SORUNU vardır ve Türkler bu mağduriyetlerini şimdilik dillerini ısırarak gidermeye, kınamayla ve evlerine bayraklar asarak gidermeye çalışmaktadırlar. Şehit cenazesinde, şehit ailelerinin yakınlarında o öfke dolu ses tonuyla “yıkılmayacağız” sözü sakin duran bir devin uyanmak üzere olduğuna bir işarettir.

Ümit Hoca’nın da dediği gibi “Türkiye’de içine çekilmek istenen kavga bu gün patlak vermiyorsa bunun sebebi imparatorluk kurmuş bir milletin sahip olduğu zeka ve yaratıcı düşünce kabiliyetidir işte bu münasebetle tuzağa düşmemektedir.

Neyse ki geçte olsa herkesi uyanmış görmek umut veriyor.

Leave a Reply