Barış Manço
Menu

Şimdi Bana Kaybolan Güllerimi Verseler

Öncelikle bu kitabı Ankara otogarında bir kitapçının tavsiyesi ile okuduğumu belirtmek istiyorum. Kitap içeriğine gelince insanın iç dünyasına bir yolculuğun resmedilişi gibi. Kitap bize bir şeyler katmak için çabalıyor lakin amacı bir şeyler katmak olmasa gerek. Yazarımız Paulo Coelho’nun yazmış olduğu kitaplar tadında yazıyor. Bir Simyacı veya Küçük Prens tadında. Onlarca dile çevrildi bu kitap ve dünyada en çok okunan kitaplar arasında. 29 dil ve 40 ülkeydi sanırım. Bizden de böyle yazarların çıktığını görmek gerçekten insanın ruhunu okşuyor. Örnek alıyorsunuz böyle şahsiyetleri. Hani bende olabilirim böyle ileride diyorsunuz.
Baş kahramanımız Diana’nın kendini araması ve Güllerle muhabbeti. İnsanın kibirli davranışları kendini beğenmişlikleri anlatılıyor.

Kayip-Gul-55400Annesini kaybetmeden önce egoları tavan yapmış, kendini beğenmiş bir kızın annesini kaybettikten sonra nasıl yıkıldığını ve bunalıma girdiğini yazıyor. Annesi öldükten sonra bir sürpriz yapıyor. Haha aklıma bir anda Cem Yılmaz geldi. Semiallahu limen hamidehhh. Anlayanlar anladı tabi =) Lakin böyle bir sürpriz değil anasının yaptığı. Anam meğerse bu kızın bir ikiz kardeşi varmış. Babası onu götürmüş anasını bunu götürmüş ve bunlardan birbirlerine hiç bahsedilmemiş. Şimdi ikizi yalnızmış. Ölmeden önce kardeşini bulmasını istiyor. Kız birkaç mırın kırın yaparken birde olayların içinde buluyor kendini.

Şu şekilde bir kitap tanıtımı da yapabiliriz.

Kayıp Gül’ün kahramanı Diana’nın peşine takılan okur, başta Türk kültürüne olmak üzere, Yunan mitolojisinden Yunus Emre’ye; William Blake’ten Sokrates’e; doğu mistisizminden Küçük Prens’e; Meryem Ana’dan Nasrettin Hoca’ya; modern yaşantıdan metafiziğe; gerçek dünyadan düşlerin dünyasına ve San Francisco’dan İstanbul’a uzanan bir yolculuğa çıkıyor.
Kayıp Gül, evrensel mesajları ve kültürleri buluşturan, Doğuyla-Batıyı birleştiren yönüyle, özellikle kültür çatışmalarının giderek arttığı dünyamızda ümit veren bir eser. Kanada televizyonunda, Kayıp Gül’ün hayatında okuduğu en güzel öykülerden biri olduğunu belirten kitap eleştirmeni Christine Michaud, Kayıp Gül’ün bu yönüne özellikle dikkat çekiyor. Kayıp Gül için “Bu kitabın bizi birleştirmeye gücü var,” diyen Michaud, kitaptaki öykünün her insana hitap ettiğini söylüyor.
Serdar Özkan romanlarında, farklılıklarımızdan çok ortak yönlerimize vurgu yapıyor. Yazar, değişik kültürlerden gelen insanların farklılıklarını kabul etmekle birlikte, yine de insan olarak benzerliklerimizin daha önemli olduğunu savunuyor. Üniversite eğitimi için gittiği Amerika’da dört sene yaşayan Özkan, bu düşüncelerinin orada, tamamen farklı bir kültürde yaşarken şekillendiğini söylüyor. Zaten Kayıp Gül de ikiz kız kardeşini aramak üzere İstanbul’a gelen Amerikalı Diana’nın öyküsünü anlatıyor.
Kayıp Gül aynı zamanda, başkalarının beğenisini ve takdirini kazanmak uğruna düşlerinden ve kendinden ödün veren genç bir kızın öyküsü. “Başkaları benim hakkımda ne düşünür?” kaygısıyla hayallerini ve “kendi olmayı” terk eden ve bu yüzden sonunda dibe vuran Diana’nın kendini geri kazanma savaşının öyküsü. Bu savaşında ona St.Exupéry’nin Küçük Prens’i, Küçük Prens’in gülü ve İstanbul’un gülleri eşlik ediyor.

Güzel bir kitap ve güzel bir yazar. Yazarımızı tebrik ediyor ve iyi okumalar diliyorum.

Tags:,

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir