Barış Manço
Menu

Samipaşazade Sezai – Sergüzeşt

Üniversiteye hazırlanan her arkadaşımızın ismini duyduğu fakat okumadığı bu kıymetli eseri, üniversiteyi kazandığımda okuma fırsatı bulmuştum. Kitap okumaya başladığım ilk eserlerden biridir diyebilirim zira üniversitemin ilk yılları olan 6 sene önce 1 kitapla başladığım bu serüveni bir kitaplık rafını doldurarak daha sonra koca bir kitaplık derken 5 kitaplıklı bir kütüphaneye dönüşümü izliyorum. İşte edebiyatı bana sevdiren bu kıymetli eseri şimdi ise sizlere tanıtmanın vakti geldi.

Romanımız 1800’lü yıllarda İstanbul ve Mısır vilayetlerinde geçiyor. O dönemin sistemindeki pürüzleri irdelediği için olsa gerek, Tanzimat’ın da getirmiş olduğu etkilerle edebiyatımızdaki ilk realist roman olma özelliğini taşıyor ve Türk Edebiyatımızın mihenk taşlarından biri oluyor. İnsan tüccarları 3 kızı satın alıp İstanbul’a getiriyorlar ve içlerinden bir tanesi küçük yaşta olmasına rağmen o dönemde üst düzey bir memurun evine satılıyor. Bu kızımızın ismini dilber koyuyorlar. Dilber bu evde köle olarak satılıyor ve aşağılanmalara maruz bir yaşam sürmeye başlıyor. Daha sonra ev sahiplerinin tayini çıkması sergüzeştve durumlarının bozulması üzerine başka bir konağa satılıyor. Bu konağın sahibi Celal bey Dilber Hatun’u model olarak kullanmaya başlıyor ve dilber büyüyünce konak sahibi ile aralarında bir aşk başlıyor. Celal Bey’in annesi bu aşkı öğrenince mani olmak için Dilber’i başka bir konağa satıyor. Melankoliklik adına tavan yapmış bu eseri okuyunca insan köleliği, esareti düşünüyor, Türk sinemalarında bolca işlenmiş bir konu olan sınıf farklılıklarını görüyor. Bu farklılığın aşkın bile önünü kestiğini gösteriyor.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir