Barış Manço
Menu

Kuran ve Hadisler Işığında Cennet’te Bizi Neler Bekliyor?

Şimdi bakın Allah’ın Rahmet eserlerine. Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltecek? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir! (1)

***
İsrafil aldığı emir ile surunu öttürmüş ve insanlara “haydi dirilin” çağrısı verilmiştir. Dünya hayatındaki 80 yıllık-90 yıllık yolculuk nedir ki? Gerçek yolculuk şimdi başlayacaktır.

Hesaplar görülür ve bütün insanlar sırat köprüsünün başına gelir. Onların buraya gelmeleri cehennemin etrafında bulunmaları demektir. Sonra insanlar amellerine göre bu köprüden yola koyulurlar.
Sırat köprüsü dediğimiz köprü binlerce senelik yolda tamamlanabilen bir mesafeye sahiptir. şöyle ki;
İbn ebi’d-Dünyâ… Ebû Vaiz ez-Zâhid’in şöyle dediğini rivayet et­miştir:
“Bana ulaşan bir haberde anlatıldığına göre sırat köprüsünün uzunluğu üç bin senelik yoldur. İlk bin senede insanlar ancak ona tırmanırlar. İkinci bin senede ise üzerindeki düzlükte ilerler. Üçüncü bin senede de aşağı inerler.”
Bu köprü bildiğiniz gibi kıldan ince ve kılıçtan keskindir. Bu köprü ise Ubeydullah b. Ferrâ hazretleri diyor ki: “Kıyamet gününde sırat köprüsü emanet ile rahim (akrabalık bağları) arasına kurulur ve bir çağına şöyle seslenir: “Emâneti sahibine ödeyen ve akrabalık bağlarını gözeten kimse, korkmaksızın, gü­ven içinde köprüden geçsin!“
Yolculukta kaybeden insanlar Hazreti Ayşe’nin dediğine göre 50 yıl sürecek bir cehennem çukuruna düşerler. Çünkü Allah’ın vaadine göre münafık erkeklere, münafık kadınlara ve kâfirlere içlerinde sonsuza kadar kalacakları cehennem ateşi vaat edilmiştir. Onlara bu müstehaktır. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için kalıcı bir azap vardır.(2) Onlar için ne acıdır ki onlar kısacık bir ömrün şatafatını sonsuzluğa değiştirenlerdir. Ama cennet ehli öyle mi? Onlar bir başka, Onlara ise içlerinde ebedi kalacakları güzel yerler ve güzel komşular verilecektir.
Cennete gidecekler bu kadar uzun yolculuk süresini; kesmiş oldukları kurbanlarına göre, kıldıkları namazlarına göre ve hayırlı işlerine göre daha çabuk geçireceklerdir. Şöyle düşünün; bundan 100 yıl önce Edirne-Kars arasındaki mesafe nereden baksanız atlar ile 15 gündü ama şimdi uçak biletiyle 1-2 saat. Belki yıllar sonra bu süre daha da kısalacak ve 1-2 dakikada varılabilecek bir araç keşfedilecek ve o aracın biletiyle 1-2 dakikada varabileceğiz. İşte yapmış olduğumuz ameller, kılmış olduğumuz namazlar ve kesmiş olduğumuz kurbanlarımız bizlere nasıl bir yolculuk yapabileceğimizi gösterecek ayrıca oradaki zaman dilimiyle dünya hayatının zaman dilimi de birbirinden farklıdır.

***
Bir şekilde bu uzun yolculuk sona erer. Hz. Enes’in bildirdiğine göre Peygamberimiz (a.s.m) “Kıyamet günü ilk cennette giden ben olacağım.”(3) buyurdu o yüzden ilk kendisi girecektir. Ardından cennet ehli girecektir. Resulullah cennetin kapısı önünde durduğunda, oraya girenlerin çoğunun fakirler olduğunu söyler. Zenginler alıkonulmuşlardır…(4) Bu yüzden fakirleri hor görmek demek cennetten biraz daha uzaklaşmak ve cehenneme biraz daha yaklaşmak demektir.
Cennet deyince hepimizin aklına bir şeyler gelir. Bu şeylerin hepimizdeki ortak noktası muazzam bir güzelliktir.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) diyor ki ‘Allah cenneti yarattığı vakit Cebrail’e şöyle dedi: −‘Git cennete bak.’ Cebrail gidip cennete baktı. Sonra geldi ve: −Ey Rabbim! İzzetine yemin olsun ki, cenneti kim işitirse muhakkak ona girer dedi…(5)
Unutmayın ki Resulullah “Muhakkak cennet yüz derecedir. Onlardan her bir derece gök ile yer arasındaki mesafe kadardır. Şüphesiz o derecelerin en yücesi, Firdevs’tir. En faziletlisi de Firdevs’tir. Arş, muhakkak Firdevs’in üstündedir. Cennetin ırmakları da Firdevs’ten çıkıp akar. Bu itibarla siz Allah’tan dilemek istediğiniz zaman Firdevs’i isteyin” (6) diyor. Bu sebeple dualarınızda Firdevs’i istemeyi unutmayın. Dünyada cennette var olan nimetlerden, bir tırnağın taşıyacağı kadarcık bir şey görünmüş olsa bile gökler ve yeryüzünün dört tarafı arasındaki her şey süslenirdi ve cennet ehlinden bir kadının bilezikleri görünse, güneş nasıl ki yıldızların ışığını silip yok ettiği gibi o da güneşin ışığını silip yok ederdi. (7)
***
Cennete girenleri görüyor musunuz hepsi kılsız, tüysüz, yaratılıştan sürmeli, otuz veya otuz üç yaşında olarak giriyorlar.(8)
Peki neden hala durgunlar ve sanki mutlu değiller.
Allah onlara seslenecek “Kullarım! Bugün mutsuz olmak günü müdür ? Burada hüzün olmaz. Ne istersiniz? ”
Hani Allah’ın Resulüne sormuşlardı “biz Allah’ı görecek miyiz” diye.O ise ashabına “Bazı yüzler o gün Rablerine bakarken mutluluktan parlayacaktır.”(Kıyame, 75/22-23) (Müsned: 4395) ayetini okumuştu. Öyleyse şimdi gerçek mutluluk cennet ehlinin hakkı değil miydi? Bunca sıkıntı keder, O’nun rızası için değil miydi? Kendisini yaratan Rablerini görme arzusu belki çok büyük bir istekti ama bu arzu asıl arzu değil miydi?
Cennet ehli cennete girdikleri vakit bir münadi*:
−Sizin için Allah katında bir vaat vardır diye nida eder.
Onlar da:
−Allah bizim yüzlerimizi ak etmedi mi? Bizi ateşten kurtarmadı mı? Bizi cennete girdirmedi mi? derler.
Melekler:
−Evet, diye cevap verirler.
‘KULLARIMIN GÖZÜNDEN, KALDIRIN PERDEYİ’
Müteakiben Allah ile cennet ehli arasında perde kaldırılır. Resulullah diyor ki: “Allah’a yemin ederim ki, Allah, cennet ehline kendisine bakmasından daha sevgili hiç bir şey vermemiştir“(9)
Gözlerdeki parıltıyı hissedebiliyor musunuz? O ne büyük gurur. Artık ne dert var ne de tasa. Şimdi cennete girildiği anlaşılıyor. Bu bir rüya değil, bu cennetin ta kendisi. “Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır. Rablerine bakacaklardır, Allah’ı göreceklerdir.”(10)
Orası ne kadar büyük bir yerdir ki genişliği göklerle yer kadardır.(11) Ayrıca cennette öyle bir ağaç vardır ki, onun altında bir süvari, yürüyüşü çok sür’atli, talimli, iyi cins bir at ile yüz sene yürürse yine onu bitiremez. (12)
Bundan sonra artık hiç bir korku onlara bulaşmaz çünkü orası en güvenilir makamdır.(13) Cennetin altından ırmaklar akar. (14) İçinde hiç bozulmayan sulardan ırmaklar, tadı hiç değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere hiç tatmadığı lezzeti veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır.(15) Bu ırmaklar berraktır, içenlere lezzet verir. O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olunur.(16) Beğendiğimiz meyveler, canımızın çektiği kuş etleri, yaptıklarımıza karşılık bizlere verilir.(17) Hemde bu yiyecekler bizlere zarafet ve zenginlik içerisinde, altın tepsi ve kadehlerle sunulur.(18) Hani yeryüzünde bize gelip çatmasından en çok korktuğumuz o ölüm var ya, işte artık Orada bizlere ölmek de, azap da yoktur.(19)
“Cennet ehli cennete vardığı, cehennem ehli de cehenneme vardığında ölüm, alacalı bir koç suretinde getirilir. Cennetle cehennem arasında yatırılıp kesilir.
Sonra bir münadi:
−Ey cennet ahalisi! Artık ölüm yoktur. Ey cehennem ahalisi! Artık ölüm yoktur diye nida eder. Bu hâdise sebebiyle cennet ehlinin ferahı bir kat daha artar, cehennem ehlinin hüzün ve kederi ise bir kat daha artar.” (20)
Dünya hayatında ne çok yorulduk sevgili kardeşlerim. Zaten yorulduğumuz için emekli olmayı isteriz ya, işte gerçek emeklilik cennettedir çünkü orada yorulmak yoktur.(21) Bakın orada Pınar başında birileri var…Ve onlar pınar başlarındadırlar.(22) Seyredin kardeşlerim Gördünüz mü onları? Onlara soracak olursanız artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanç gelecektir diyeceklerdir.(23) Ne kadar şıklar bilebiliyor musunuz ne kadar hoş elbiseleri var çünkü orada incilerle süsleneceğiz ve orada giyeceğimiz elbiseler de ince ipek ve parlak atlastan olacak.(24)
Dünya hayatında kalplerimizi kemirip yiyen kin var ya, orada kalplerimizden sökülüp atılacak.(25) Bizlere Adn cennetlerinde üzerlerine kurulacağımız tahtlar verilecek ve orada altın bileziklerle bezeneceğiz.(26) Çevremizde, Main çeşmelerinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle hizmet etmek üzere yaratılmış gençler dolaşacaklar. (27)
Bunlar öyle basit hizmetçiler değillerdir onlar ölümsüz genç nedimlerdir onları bir görseniz etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsınız. (28)
Herkesin merakla beklediği gibi burada da evlilikler olacaktır. Bizler için orada tertemiz eşler vardır.(29) Dünyada evliysek ve eşimizle birlikte cennete gidebilirlersek orada da evleneceğiz.(30) Lakin orada dünya hayatında olduğu gibi üreme ve çoğalma olmaz, orada doğum olmayacaktır. (31)
Gerçekten de Allah hurileri apayrı bir biçimde yeniden yaratır. Onları eşlerine düşkün ve yaşıt bakireler kılar.(32) Yanımızda güzel bakışları yalnız bizlere tahsis edilmiş iri gözlü eşlerimiz olacaktır. Onlar, gün yüzü görmemiş gibi bembeyazdırlar.”(33) Saklı inciler gibi, iri gözlü huriler, cennet ehlinin yaptıklarına karşılık olarak verilir.(34)
Efendimiz (s.a.v)’in söylediğine göre “…Şayet cennet ehli kadınlardan bir kadın dünyaya çıkmış olsaydı, muhakkak yer ile gök arasını aydınlatır ve ikisi arasını güzel bir koku doldururdu. Ve elbette o kadının başörtüsü dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır” buyuruyor.(35)
Bizi en çok merak ettiren konu ise sevdiklerimizden ayrılıp ayrılmayacağımız konusudur. Yani her şey bitiyor, hepimiz aynı yaşta oraya giriyoruz, hepimize özel mülkler, tatlı bahçeler ve yorulmayacağımız uğraşlar veriliyorya bu bizi sevdiklerimizden ayırır mı düşüncesi de beraberinde bize geliyor. Korkmayın değerli kardeşlerim cennet sürekli tekrar ettiğim gibi bir hüzün yeri değildir. Bir ayrılık yeri değildir bilakis hani o mahşer gününde gözümüzün arayacağı, paçasını sıkı sıkıya tutmak istediğimiz “ne olur Allah’ın Resulü, çok korkuyorum bırakma beni” diye haykırmak istediğimiz bizim hem annemiz, hem babamız, hem ağabeyimiz, anamızı babamızı yolunda feda edebileceğimiz efendimiz s.a.v’e kavuşacağımız, evliyalara, sahabelere, tüm sevdiklerimize kavuşacağımız bir yerdir.
Bu sonsuz bahçelere yani cennetlere gireceklerin; babalarından, eşlerinden ve evlatlarından uygun olanlar da girecekler. Melekler her kapıdan yanlarına girerek ‘Sabrınızın karşılığı olarak huzur ve güvendesiniz diyecek ve Onlar da dünyanın sonu ne güzelmiş! diyeceklerdir.(36)
Cennet ahalisinden birinin yakını cehennemdeyse, birbirleriyle huzurlu bir şekilde görüşmeleri ise cehennemden çıkmak ile mümkün olabilecektir. Cennetlikler, yakınlarının cehennemden çıkması için dua edeceklerini ve bu duaların kabul olmasıyla Allah’ın izniyle o kötü ve kasvetli cehennemden kurtuluşun mümkün olacağı bizlere efendimiz tarafından müjdelenmiştir.
Mü’minlerin görüşmek istedikleri yakınları Cehennemde iseler, mutluluk ve saadet içinde görüşmek elbette onların Cehennemden çıkmaları ile mümkün olacaktır. Mü’minlerin, yakınlarının Cehennemden bir an önce çıkmaları için duâ edeceklerini, bu duâların kabul olmasıyla İnşaallah yakınlarının Cehennemden çıkabileceklerini bizler efendimizden öğreniyoruz. Kaldı ki bizden cennetin en aşağı derecesinde olan birine Allah Teâlâ veya bir meleği:
– Ne dilersen dile, diyecek. O da bütün dileklerini söyleyecek. Kendisine, kalbinden geçenlerin hepsini diledin mi? diye soracak. O da:
– Evet, diledim, diyecek. Bunun üzerine o kimseye:
– Bütün dileklerin bir misli fazlasıyla sana verilecektir, diyecek. (37)
Kısacası kardeşlerim ne yana bakarsak bakalım, yığınla nimet ve büyük bir mülk göreceğiz.(38) Hiç bitmeyecek bir mülk ve hiç sonu gelmeyecek bir mülk. Kimimizin aklına “ebedi cennetten sıkılmaz mıyız?” sorusu gelmiyor değil. Lakin böyle sorulardan uzak durmak gerekir. Dünya hayatı melundur ve içindekilerle beraber lanetlenmiştir. Yalnızca salih amel işleyenler müstesnadır. İnsanlar yüzyıllar boyunca televizyon olmadan, internet olmadan yaşadılar ve biz o dönemlere baktığımızda ne kadar sıkıcı buluyoruz. Teknolojinin hiç bitmeyeceği, Tırmizi’nin de dendiği gibi “uçmak isteyenin uçabileceği, koşmak isteyenin koşabileceği” bir hayatta, özellikle nefisten arındırılmış bir hayatta sıkılmak gibi bir duygu olmayacak. Zira sıkılmak, üzülmek, kırılmak, yorulmak, acıkmak gibi durumlar ortadan kaldırılacaktır.
Hani dünya hayatında gözümüz şöyle olsaydı, elimiz, yüzümüz şöyle olsaydı diye kimi zaman düşünürüz. Kendimizi bir ünlüye, sevdiğimiz bir tipe benzetmeye çalışırız bu sefer ise durum başkadır. Büyük bir çarşı kurulur, istediğiniz zaman şeklinizi değiştirebilir istediğiniz görünüme sahip olabilirsiniz. Hemde hiç bir ücret ödemeden, hiç bir şey satmadan. (39)
Cennette her zaman gündüz yaşanmaktadır. Dünya hayatında gecenin bize verilmesi, dinlenmemiz sebebiyledir ki dinlenmeye ihtiyacımız olmayacağı için sürekli gündüz esastır. Orası ışık ve nurdan ibarettir.(40) Orada ne güneşten terleme, ne sıcağın yakıcığılı ve ne de dondurucu bir soğuk vardır ve tatlı bir rüzgar yüzümüzü okşayarak bizi kendimizden geçirir.(41)

Belki de bir ağacın gölgesinde Hazreti İsa’yı görebileceğiz, bir köşede Musa peygamber olacak. Kim bilir belki Adem babamızın yanına gitmek isteyeceğiz. Belki bir ırmağın kıyısında Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimizi görüp yanına kıvrılıp sohbetini dinleyeceğiz. Efendimizi rüyamızda görsek ömür boyu unutmayız. O’na sarıldığımızı hemde rüya gibi değil bizzat dokunarak, kendisi ile sohbet edip gülüştüğümüzü düşünsenize. O kadar da olur mu? diye soruyor olabilirsiniz ama orası isteklerin kabul edildiği bir yerdir. Orada hiç bir eksiklik yoktur, faydalı olan ve arzu edilen her şey vardır.
…Ve oraya gidenler ebedi olarak çıkarılmayacaklardır.(42)

Cennette buluşmak ümidiyle.

[mp3player width=300 height=60 config=fmp_jw_widget_config.xml playlist=hudeybiye.xml]


Kaynaklar:
1- (Rûm Sûresi 50. âyet)
2-(Tevbe 68)
3-(Mecmau’z-Zevaid, 7/349)
4-Buhari 6456, Tirmizi 2729
5-Ebu Davud 4744, Tirmizi 2685
6-İbni Mace 4331, Tirmizi 2651
7-Tirmizi 2661
8-Tirmizi 2669
9-Tirmizi 2676
10-(Kıyamet, 75/22-23)
11-Âl-i İmran 133, Hadid 21
12-Müslim 2828/8, Buhari 6459, Tirmizi 2643, İbni Mace 4335
13- “Orası güvenilir bir makamdır.” (Duhan 51)
14-Bakara 25, Âl-i İmran 15, 136, Nisa 57
15-Muhammed 15
16-Saffat 46, 47
17-Vakıa 20, 21
18-Zuhruf 71
19-Saffat 58, 59, Duhan 56
20-Müslim 2850/43, Buhari 6457, İbni Mace 4327, Tirmizi 2682
21-Hicr 48, Fatır 35
22-Zariyat 15
23-“…Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak, ne de orada bize bir usanç gelecektir.” Fatır 35, Hicr 48
24-Hac 23, Fatır 33, Duhan 53
25- A’raf 43
26-Kehf 31
27-Vakıa 17, 18
28-İnsan 19, Tur 24
29-Nisa 57
30-http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/50158/dunyadaki-esimizle-ahirette-de-beraber-olabilir-miyiz-bunun-icin-dua-edebilir-miyiz.html
31-Tirmizi, Cennet 23, (2566)
32-Vakıa 35, 37
33-Saffat 48, 49
34-Vakıa 22, 24
35-Buhari 6467
36-(Ra’d, 13/19-24)
37- Müslim, Îmân 301.
38-İnsan 20
39- [Tezkireti’l Kurtubi, s. 326/564]
40- [Ramuz el-Ehadis-2, s. 366/4]
41- (İnsan Suresi, 13)
42-Hicr 48, Tevbe 72

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir