Barış Manço
Menu

İhsan Oktay ANAR – AMAT

Vay Anasını avradını. Nasıl bir cümleyle başladım kitabı tanıtmaya amaaa. Tamam tamam hemen “oha emre oha” seslerinizi işitiyorum. Ama bana sesinizi yükseltmeyin bende yükseltirsem işler karışır HAA. Arkadaş bir adam böyle bir kitap yazamaz yahu. Ben hayran oldum bu kitaba. Bir denizde geçiyor ama ne geçiyor. Zamanın geçtiğini bile anlamayacaksınız. Bu kitabı bütçem olsa film olarak vizyona sokardım öyle böyle değil. Mutlaka tavsiye ediyorum bu adamın kitaplarını

Olağanüstü dünyaların yaratıcısı İhsan Oktay Abimizin kitabını korsan buldum ve aldım ama okumadım. O sıralar Ankara sınırlarındayım ve İstanbul’a geçeceğim. Kitabı evde unuttum. Neyse efenim İstanbula gelir gelmez bizim felsefik kitapçı abimizin yanındayım. Abi soruyor

-Nasıl okudun mu “Suskunlar” kitabını.

-Abi bir kitap tavsiye ettin geçen hafta senin yüzünden adamın bütün kitaplarını okudum.

-Hangilerini okudun ?

-Suskunlar, Efrasiyabın Hikayeleri, Puslu Kıtalar Atlası

-İçinde hiç dikkatini çeken bir şey oldu mu ?

-Ne gibi mesela abi ?

-Bak karakterlerin isimleri hep aynı

-Evet abi dikkat ettim

-Al şimdi Amat’ı oku. Ben hayran kalmıştım bu eserine.

amatİşte böyle aldım Amat kitabını tekrar elime. Fiyat mı ? çok pahalı abi. 19 lira mı ney verdim. Gözünü sevdiğim korsanına 5 lira vermek varken. Susun susn şimdi bana hiç “Abi korsana karşıyız biz. Korsan kitap emeğe saygısızlıktır. Yazıktır günahtır vs.” naraları atmayın. Ha yok atacaksanız söyleyin ben günde 1 kitap okusam. Hesaplayın ve ona göre bana kitap bursu bağlayın. =D Bak yine sizin yüzünüzden konuyu saptırdım.

Osmanlı Dünyasının felsefik ve fantastik yüklü topraklarında her açtığı çiçekle okuyucuların yani bizlerin gönüllerine taht kurmayı başarmış bir yazarın kitabından bahsetmek pekte kolay olacağa benzemiyor.

Kitap yine zengin hayal kahramanı ve hayallerin en üst mertebeye çıktığı bir Osmanlı dünyasına sokuyor bizi. İçinde masalların bulunduğu, aynaların, savaşların, hastalıkların, donanmaların, lanetli yerlerin, okunması sır olan kitapların bulunduğu bir yer. Hani örülmemiş duvara doğmamış oğlan oturmuş ve ekilmemiş bostanı yolma diye bağırmış. Kader ile mücadele eden yani doğal düzeni bozmak için uğraşan bir gemi kaptanımız var. Bunlar bir geminin peşindeler. Peşinde oldukları gemi meğerse lanetli bir gemiymiş. Osmanlı donanmasını mı ney batırmış.

Amat adlı 58 toplu kalyon Nuh Usta tarafından Navarin’den gelen meşe ağaçlarından yapılmıştır. 247 adet meşe. Tam da Amat’taki insan sayısı kadar.
Kaptan efendisi Diyavol Paşa, Koca Reis’i (yani ikinci kaptanı) Kırbaç Süleyman’dır bu geminin. 50 tüfenkçi yeniçeri ile birlikte güverteyi temizleyen, yelkenleri açıp kapayan, savaş zamanında da eline kılıcı alıp yan gemiye atlayan marineller, gabyarlar, topçular, zabitler, ayakçılar ve aşçı, marangoz, hekim, dümenci daha onlarca tür işle görevli bir sürü kişinin kaderi bu ikilinin elinin altındadır.

Ölümün ve ölümsüzlüğün peşinde koşan bu kaptanlar ve nereye gittiklerini bilmeyen 247 adet günahın içine batmış tayfa ile sırlarla dolu bir yolculukta aradığımız şey yine 58 kalyonlu 247 tayfası ile bir geminin peşinde sürükleneceğiz. Bu geminin aslında  ne olduğunu farkettiğimiz an aynı benim ilk girişte söylediğim cümleyi söyleyerek her şeyi en başa alıp tanıtıma başlayacağız.

VAYY ANASINI AVRADINI 

Size bir sır veriyim çocuklar. Bir gün kitabın derinliklerine iner çok fazla kitap okursanız ve iyi bir çocuk olursanız belki şirinleri bile görebilirsiniz.

Sevgiyle kalın. Ama sevgiye yamuk yapmayın 😉

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir