Barış Manço
Menu

Bu Kahraman Galiz Kahraman

Bir kitap okurken en çok önem verdiğim kısım hayalimde canlandırabiliyor olmamdır. Kitabı okurken sanki roman yazarı veyahut olayların başkahramanının kankisi gibi kendinizi hissedebiliyorsanız hayal dünyasının vermiş olduğu zevk sınırının doruklarına çıkmışsınızdır demektir. Satır satır dolaşırken çevrenin varlığını gerçekten hissedebiliyorsanız ve kahramanların karakterlerini zihninizde yaşama kavuşturuyorsanız o zaman romanı diğer romanlarla yapılan maçta 1-0 galip başlatabilirsiniz. Bunu başarabilmenizin yolu da yazarın çocuksu ruhu sayesinde olduğunu düşünüyorum. Bir başka başarıya giden yol ise üsluptur. Üslubun özgün oluşu o kitabı tatlı kılar. Okurken kendinizi tatlı yiyormuşsunuz gibi hissetmenizi sağlar.

galiz kahramanMüzik nasıl ki ruhun gıdasıysa betimleme yani tasvir başvuruları da hayal dünyasının gıdasıdır. Özellikle tarih üzerine yazılan romanlarda ise ortamı tasvir etmenin, yazılan yazıları okuyucunun hayal dünyasına entegre etmenin zorluğunu iyi bildiğimi söyleyebilirim. Bazen yazdıklarınızdan veya düşündüklerinizden kendiniz tat alırsınız sonra o tadı başkası da yakalasın istersiniz lakin  bir türlü başaramazsınız. Bu dili ustaca kullanmaktan geçmektedir. Ben bunu bir tür yetenek olarak kabul ediyorum. Kimi insanlar doğuştan bu kabiliyete sahiptir. Yazar yeni bir çocuk dünyaya getirir ve onu iyi bir eğitimden geçirir sonra ona güzel elbiseler giydirip sizlere misafirliğe götürür. Çocuk ne kadar sevimliyse büyük olduğunuzu unutur ve o kadar oynamak istersiniz. Kimse çocuk hakkında bir şey söylemez. Söz söylenecek biri varsa o da kitabın ebeveynidir.

“Galiz Kahraman”

Ustaca yazılan ve okuyucunun sıkılmasının neredeyse imkansız olduğu eserlerden biri de İletişim Yayınevi tarafından 2014 yılında 1. basımı gerçekleştirilen “Galiz Kahraman” isimli romandır.

Yazarı İhsan Oktay ANAR namı diğer Uzun İhsan 1960 doğumludur. Lisans, master ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde yapmış. Bir öğretim üyesi. Yayımlanmış 7 kitabı var: Suskunlar (2008), Puslu Kıtalar Atlası (1995), Kitab-ül Hiyel (1996), Efrâsiyâb’ın Hikâyeleri (1998), Amat (2005), Yedinci Gün ve son eseri Galiz Kahraman’dır.

Galiz Kahraman isimli romanında her eserinde olduğu gibi insana kendi kültürünü ve yaşantısını sevdirmeyi başarmış ve ne kadar zarif bir yaşam içinde olduğumuzu hatırlatmış lakin kaba bir yaşamın, Argo yaşam tarzının, kopilliklerin, bıçkın delikanlılıkların, meczupluğun, hovardalığın ve daha nice köftehorluğun aslında daha zevkli olduğunu ve daha neşeli olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır. Evvelden Osmanlı döneminde geçen kitaplar yazmış fakat bu kitabında ise Cumhuriyetin ilk yıllarındaki bıçkınlığı anlatmaktadır. Bu seferki karakterimiz İdris Amil Efendi adında kendini beğenmiş lakin başkaları tarafından beğenilmeyen bir delikanlıdır.

Hüüüüüüüüüpppp Jittttttt Nah-haa!

Kitapta ara ara bu nidayı yani seslenişi duyacaksınız. Bu sesleniş efendi hazretleri İdris Amil’in seslenişidir. Genç bir delikanlı olan İdris Amil, manita avlamak adına bir plan çizer ve bunun için ünlü olması gerektiğini kafaya koyar. Bu sebeple önce Külhanbeyi olmak ister, sonra artist olmak, sonra şair olmak , hırsız olmak ister fakat talihinin bir türlü yaver gitmediği bir kahramanımızdır. Bu kitapta kahramanımızın başından geçen trajikomik olaylar anlatılmaktadır. Bazen İdris Amil’e bahtsızlığından dolayı üzülüyorken bir satır sonra küfür ettiğiniz olabiliyor. Devrin önde gelen külhanbeyinin kız kardeşine yamuk yapmadığı halde yapmış gibi gözüküp zorla evlendirilmesi sonra kendisinin hırsızlık için müteahhit efendinin evine girmesi ve tırlak dayısının aşkından yanıp tutuştuğu kıza aşık olması yüzünden dayısının tımarhaneye gitmesini sağlayan bir velet.

Efendi hazretleri her şey ters giderken son umut olarak yazar olma girişimine girip edebiyat hırsızlığı ile ün yapmak istiyor ve Muhtar Lüpen denen hırsızlar liderinden yardım istiyor. Muhtarda bunu dolandırıp kendisi ünlü olunca İdris efendi iyice yıkılıyor. Son olarak Aşık olduğu kızı da Muhtar Lüpen’in yatağında yakalayınca iyice batıyor. En sonunda mı?

En başta belirttiğim bir cümle vardı bilmem hatırladınız mı? Yazar kendi almış olduğu tadı okuyucusu da alsın ister ama bunu başarması çok zordur. İşte bende bu zorluğu yaşıyorum diyebilirim. Çünkü ben bir İhsan Oktay Anar değilim

diyor iyi okumalar diliyorum

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir