Barış Manço
Menu

Bu Çiftliği Hayvanlar Yönetiyor

İngiliz yazar George Orwell’in iğneleyici bir dil ile yazmış olduğu ve bir an olsun sıkılmadan keyifle okuduğum bu eser bittikten sonra bende şok etkisi yaratmıştı diyebilirim. Kitabı okurken siyasi bir yerlere vurduğu açıkça belliydi fakat ben kitabı kim için yazdığını kitap bittikten sonra fark edince artı bir keyif aldım.

Öncelikle kitap fabl(hayvan konuşturma) türünde yazılmış mizahi bir politika kitabıdır. Politikanın nasıl bir çirkeflik olduğunu sevimli hayvanlar aracılığı ile, 16 yaşındaki bir çocuğun bile anlayabileceği dilde  aktarmış. Kusursuz bir biçimde hayvan seçimi ve bu hayvanların hangi karakterle özdeşleştirildiğini kitabı okumadan araştıranlar okurken, okuduktan sonra araştıranlar ise okuduktan sonra hemen anlayabilirler.

hayvanciftligiÖncelikle kitabımızda bir Hayvan çiftliği var ve bu çiftliğin borç batağında ve alkolik bir sahibi var. Bu adam çiftlikteki hayvanlara kötü davranmakta, bazı zamanlarda yemek vermeyi unutmaktadır. Hayvanlar ise bu duruma bozulmakta ve tek arzuları kendilerine iyi davranılmasıdır. Bir gün hayvanlar gizlice ahırda toplanır ve sitemlerini dile getirirler. Aralarında bir lider seçerler ve bu lider Koca Reis isminde bir domuz seçerek ayaklanma çıkarmayı hedeflemektedirler. Koca Reis’in fikirleri olumlu, kararlı, isyankar ama hayvanlara mantıklı gelir fakat isyan başlamadan binbaşı lakaplı bu domuz ölünce hayvanlar öndersiz kalırlar. Bir gün sahipleri kendilerine yine yiyecek vermeyi unutunca artık hayvanlar dayanamazlar ve isyanı başlatırlar. Çiftlikte bulunan bütün insanlara saldırır ve onları çiftlikten kaçırırlar ve çiftliği ele geçirirler. Kendilerine önder olarak ölen domuzun yakın arkadaşı Napolyon’u seçerler. Şimdi sıra kendilerine bir yasa çıkartmaya gelir. Ölen domuz’un söylemlerinden kendilerine bir yasa çıkartırlar. Bu yasaya göre asla insanlara benzemeyecekler, insanlar gibi giyinmeyecekler, insanlar gibi yürümeyeceler, hiç bir hayvanı öldürmeyecekler, insanların yaşadığı yerde yaşamayacak ve insanların yattığı yataklarda yatmayacaklardır. İlk başlarda her şey yolunda gider ve çiftlik mükemmel bir şekilde işler. Hayvanlar arasında Snowball adında bir domuz vardır ve bu domuz okumaya merak sarmıştır, gün geçtikçe okumayı öğrenir ve diğer hayvanlara da öğretmeye başlar. Napolyon, liderlik koltuğundan düşme korkusu yaşayarak Snowball’ı bir kumpasa getirir ve hain ilan ederek çiftlikten sürdürür. Çiftlikte hayat gün geçtikçe değişmekte, televizyon gelmekte, baskılar artmakta, Napolyon hayvanları satmakta, ona uymayanları hain ilan ettirip öldürtmektedir. İlk liderlerinin fikirleri tamamen unutturulmaya yüz tutmuştur, anayasa ufaktan değiştirilmiş kısacası çiftlik bir anda mal olmuştur. İşin ilginç tarafı o ilk yasayı hatırlayanlar da tek tek yok edilmiş ve bu yasayı hatırlayan ama hiç bir şey umurunda olmadığı için konuşmayan yaşlı bir eşek sağ bırakılmıştır.

Velhasıl kelam baskıya dayanamayan bazı hayvanlar çiftliği terk etmişler, domuzlar insanlarla görüşmeye başlamışlar, ihtişamlar falan filan diyerek en sonunda çiftlik domuzların bile mezarı olmuştur. Daha sonra döngü başa döner ve çiftliğe yeni insan sahipler gelirler ve hayvanlar bunlara boyun eğmenin en mantıklı olduğunu düşünürler.

***

George Orwell’in Hayvan çiftliği isimli bu eserini inceledikten sonra gördüm ki bu kitap Stalin dönemini anlatmakta ve onlara gönderme yapmaktadır. Kitap bir ara bir çok ülkede yasaklanmıştır hatta ufak tefek oynamalar yapılarak değiştirilmeye çalışılmış fakat başarılı olunamamıştır.

Kim bilir bu kitap belki de Türkiye’de bazı dönemleri bile sizlere hatırlatır.

[real3dflipbook id=”3″]

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir