Üniversitede iktisat dersi görmüş herkesin çoğu zaman ismini duyduğu, içeriğinin de haliyle iktisadi bir şeyler olduğu, fakat ne yazık ki çoğumuzun eline bile almadığı dehşet kalınlıkta bir kitaptır. Kimdir bu Adam Smith? İktisadın babası ünvanını taşıyan kişidir. Adam Smith’in, temel konusu ekonomik büyüme olup kapitalizmi derinlemesine işlediği kitabıdır. İş bölümünün ilk defa dile getirildiği kitaptır ki bu da makineleşmenin ve sanayileşmenin önünü açmıştır. Kitabı değerli kılan yönlerden biri de Smith’in çoğu öngörüsünün bir şekilde gerçekleşmiş olmasıdır diyebilirim.

Ekonomistlerin kutsal kitabı olan bu kitaptan biraz daha detaylı bahsedecek olursam,

Milletlerin Zenginliği adlı bu eserin önemi sadece ekonomiye dair önermeleri ile alakalı değildir. bu ekonomik önermeler sosyolojiye, felsefeye, stokastik matematiğe ve bunun gibi pek çok sosyal ve sayısal bilim dalına değen noktaları bulunmaktadır. Kitap açılışta iş bölümü ile ilgili bir iddia, tez üzerine açılışını yapıyor. Bunu uzun uzadıya yazarsam sıkılırsınız. Lakin okursanız iğne üretimi üzerine yapmış olduğu metafor öngörülen verimlilik düşüncesi ile beraber sosyal ve iktisadi hayatın topyekun değişmesinin öncül ve en güçlü basamaklarından biri olduğu söylenebilir.  Bununla beraber, toplumların zengin olabilmesini alışverişe ve serbest ticarete dayanacağı düşüncesini akıllara kazımaya çalışıyor ve hakikatte bu gelişmenin insanın egosuna seslenebilmesiyle mümkün olabileceğini ve egolarımız neticesinde takaslara gittiğimizi, insanların hiçbir zaman kendi ihtiyaçlarını dile getirmeden sanki karşısındakinin ihtiyacını gidermek için takas yoluna gittiğini şu cümlelerle işaret ediyor:

“köpeğin bir başka köpekle, hak ve insaf gözeterek, bile bile, bir kemiği bir başka kemik karşılığında değiş ettiği görülmemiştir. hareketleri ya da doğal bağırışı ile bir hayvanın bir başka hayvana: “bu benim, şu senin; ona karşılık sana bunu vereceğim” diye anlattığı görülmüş değildir. bir hayvan, bir başka hayvandan yahut bir adamdan bir şey elde etmek istedi mi, hizmetini gereksindiği kimselerin yakınlığını kazanmaya çalışmaktan öte kandırma yolu yoktur…”

Adam smith, sakınmacı politikanın ticaretin genişlemesine ve ülkelerin zenginliğine vurulan en önemli ket olduğunu, gelişmenin önündeki en önemli engel olduğunu kitabında defalarca tekrar etmiştir.

serbest ticaret ile ilgili gerçek şudur ki; paranın ve malın serbestçe dolaşımı katma değere yol açan bir sinerji ortaya çıkarıyor ve david ricardo’nun “klasik karşılaştırmalı üstünlükler teorisi’nde” iddia ettiğinin aksine karşılaştırmalı üstünlüğü bulunmayan ülkenin yitip gitmesine neden olmuyor.iki yer birbiriyle alışveriş edince, denge başa baş ise, bu mezhep her ikisinin ne kayba uğradığını, ne de kazandığını varsayıyor. ama denge, şu ya da bu derecede bir yana yatarsa, kesin denklikten saptığı oranda, bunlardan biri kaybeder, öteki kazanırmış. her iki varsayım da yanlıştır.”

Ekonomi biliminin yüzyıllardır güncelliğini koruyan en temel kitabı olan bu kitap ebesinin örekesi kadar yani ortalama 1000 sayfadır. Kitapta savunulan tezlerin en önemlileri arasında şunlar sayılabilir:

1. kölelik son derece verimsiz bir işgücü elde etme yöntemidir. kölelerin hem maliyeti (satın alım ve bakım) fazla, hem de isteksiz/motivasyonsuz olduklarından verimleri düşüktür. işverenler işçilerine daha insanca davranarak, özgürlük kavramını yücelterek daha verimli çalışanlar elde edebilirler.

2. uzmanlaşma ve iş bölümü verimliliği artıracak önemli kavramlardır. bir işçinin bir işin sadece tek bir noktasına odaklanması, o kısmı çok iyi yapabilmesine, kendi iyice geliştirip uzmanlaşmasına, hatta o işi de daha verimli hale getirecek teknikler geliştirebilmesine, nihayetinde de genel bir verimlilik artışına neden olur.

3. devlet müdahalesinin olmadığı serbest piyasada, herkesin kendi çıkarı için çalıştığı rekabetçi ortamda mallar kalitesi ile orantılı şekilde fiyatanacaktır, en iyi mal olabilecek en ucuza tüketiciye ulaşacaktır (bunun için görünmez el ne demek googlede aratarak bulabilirsiniz)

 

 

Leave a Reply